Mutlu olunuz!

    Paylaş
    avatar
    MERVE
    YETKİLİ

    YETKİLİ

    Kadın
    Mesaj Sayısı : 596
    Yaş : 34
    Nerden : İSTANBUL
    Okul : KADIKÖY İMAM HATİP LİSESİ
    İleti : SükuTun sırrı hakikatini bilenler sözün hakkını vermeyi de bilirler...!
    Ruh hali :
    Teşekkür : 5
    Puanı : 355
    Kayıt tarihi : 25/10/08
    281108

    Mutlu olunuz!

    Mesaj  MERVE




    Artık hiçbir şey beni şaşırtmıyor. Biliyorum bütün kusur bende, duyarsızlaştım iyice. Memleket meseleleri hiç mi hiç sarsmıyor.

    Bugün, şu içinden geçtiğimiz absürt günlerde bile mi diyeceksiniz, evet şu gözümüzün önünde olup bitenler bile kılımı kıpırdatmıyor. Galiba insanlara, hadi bir kısmına diyelim, inancımı büsbütün yitirdim. Bütün yeryüzü yaşamının bir maskeli balodan ibaret olduğuna inanıyorum artık. Herkesin yüzünde bir maske! Bazı 'saygın adamlar', kafalarında binbir hesapla, akıl almaz planlar ve korkunç senaryolarla aramızda dolaşıp duruyorlar. Ve biz o 'saygın' görüntünün altında kan içmeye teşne yaratıklar olduğundan habersiziz... Ne kadar safdil insanlarız! Suikast yapacaklar, halkın üzerine ateş açacaklar, çatışma çıkaracaklar, darbe ortamı oluşturacak, sonra bir köşeye çekilip memleket elden gidiyor diye bas bas bağıracaklar... Bizim buna inanacağımızı sanıyorlar. Bu adamlar bile artık beni şaşırtmıyor!

    Onlar aslında bir 'tip' ve her devirde, iklimini bulur bulmaz ortaya çıkıveriyorlar. Ülkenin biricik hâkimi olmak üzre yaratıldıklarını düşünüyor ve bizim gibi avare takımını kontrol altında tutulması, güdülmesi ve bir yöne doğru sürülmesi gereken güruh olarak görüyorlar. Baksanıza, amaçlarına hizmet edecek yazar, sanatçı, gazeteci bulup kitaplar yazdırmayı, filmler, diziler çektirmeyi, şarkılar besteletmeyi planlamışlar. Hep böyle yapar bunlar, edebiyatı da, sinemayı ve müziği de kendi 'dava'larına hizmet edecek vasıtadan ibaret sayarlar. Aykırı sesler, başına buyruk yazar ve şairler baş belalarıdır, hazzetmezler onlardan. Bir Behçet Kemal Çağlar yahut Kemalettin Kamu yoksa, çağdaş takipçileri vardır, 'dava'ya inanacak birileri her zaman bulunur.

    Sol görüntülü ve aslında adamakıllı gerici politikacılar, önyargılı yargıçlar, kalemini satmış köşe yazarları, gazeteciler, cuntacılarla al takke ver külah eden televizyoncular; tetikçiler, goygoycular, çığırtkanlar... hiçbiri beni şaşırtmıyor artık. Onlara kıymet vermiyorum. Yazdıklarını okumuyorum, televizyonda göründüklerinde kanal değiştiriyorum. Sahtelik, insanın tahammül mülkünü yıkıyor.

    Bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olan ve bilmedikleri konular üstüne sayfalar dolusu yazı döktürenler de şaşırtmıyor beni. İnternet çöplüğünde bir küllüğe yerleşip orada eşinip duranlar, ona buna sataşanlar... Taşra kafalı, kıskanç, üretme kabızı, soğuk savaş artığı üçüncü sınıf yazı erbabı... Onlar da şaşırtmıyor beni. Başka türlü nasıl davranabilirler ki, hangi varlıkla, hangi güzellikle çıkarlar insan içine? İyi şairlere, güzel kotarılmış işlere bakıp kıskançlıktan kuduruyorlar. Taşralılığın taassubu, o korkunç can sıkıntısı, adam yerine konulmamanın yol açtığı hınçla köpürüyorlar. Köpürsünler... İnternet çöplüğü öyle geniş, öyle sınırsız ve müsait ki, orada herkes sesine karşılık bulabiliyor, herkes eteğindekini döküp rahatlıyor ve mutluluktan uçabiliyor. Bırakınız, uçsunlar!

    Beni ne mi ilgilendiriyor, ne mi şaşırtıyor beni? Camdan görüyorum şimdi, yetmişli yaşlarda bir çift, bir hacı amca ve bir haminne, el ele tutuşmuş, yürüyor... Dünya tatlısı yüzlerinde ne acı, ne keder! Bu dünyada, şu rezilliklerin olup bittiği ülkede yaşamıyorlar sanki. İşte bu tertemizlik şaşırtıyor beni!
    Başka nelere mi şaşırıyorum? İstanbul'un caddelerinde yürürken delice bir ıhlamur kokusu duymak, çörekotu üstüne yazılmış harikulade bir kitapla karşılaşmak, gece balkona çıkıp çoban yıldızıyla burun buruna gelmek, İstiklâl'de yürürken bir Sezen Aksu şarkısıyla durakalmak, umulmadık bir yerde "Uyandım gözlerinle ben seninle iy'oldum" diye bir dize okumak, Pavase'den, "Büyük şairlerin büyük âşıklar olduğu görülmez pek..." cümlesini okumak... Bütün bunlar şaşırtır beni, şaşırttı.

    Bir de şu küçücük haber, geçenlerde çıktı: "Tayvan'da sevgilisinin ölümüne dayanamayan erkek, morgdaki dondurucuda gizlice onun yanına yatarak intihar etmek istedi, ama başaramadı. Çalışanların dondurucuda olağan dışı bir sıcaklık olduğunu belirlemesi üzerine kapağın tam kapanmadığı fark edildi. 41 yaşındaki âşık, dondurucuya girdikten yarım saat sonra kurtarıldı. Çaresiz âşığın dondurucunun içine girmeden önce intiharını hızlandırmak için ilaç da aldığı belirtildi." Şaşırdım ve saygı duydum.

    Gerisi umurumda değil, dileyen dilediği gibi mutlansın!



    (ALİ ÇOLAK - ZAMAN)


    _________________
    "İNSAN KUDRETİ SONSUZA DAYANDIĞI İÇİNDİR Kİ DAMLA İKEN ÇAĞLAYAN,ZERRE İKEN GÜNEŞ VE BİR DİLENCİ İKEN SULTAN OLUR."
    Bu yazıyı burda paylaş : diggdeliciousredditstumbleuponslashdotyahoogooglelive

    Yorum yok.


      Forum Saati C.tesi Kas. 17, 2018 2:44 am