Konformizm ve isyan

    Paylaş
    avatar
    Zeynebb
    Yeşil yeşil

    Yeşil yeşil

    Kadın
    Mesaj Sayısı : 304
    Yaş : 26
    Nerden : ßursa'm
    Okul : ß.i.a.i.h.L
    İleti : __ sen,qözLerim ve katre __
    Ruh hali :
    Teşekkür : 4
    Puanı : 89
    Kayıt tarihi : 18/01/09

    Soru i. Konformizm ve isyan

    Mesaj  Zeynebb Bir C.tesi Mart 14, 2009 11:35 am

    Merhum Nurettin Topçu; konformizmi “sosyal uysallık” olarak tanımlıyor. Ve sosyal uysallığa, uysallaşmaya karşı isyan ahlakını öne sürüyor. Günümüzü ve geçmişimizi irdelediğimizde de, insanların hangi ideoloji olursa olsun, uysallaştırılan kitleler haline dönüştürülmeye çalışıldığını tespit ediyoruz.

    İnsan, tabiat ve iktisat perspektifinde hangi ideolojiyi ele alırsanız alın, elit oluşturma ve kitleleri ehlileştirme gayesini güttüğünü görürsünüz. Dinler noktasında ise, İslam dini hariç diğer bütün inanışların aynı bağlamda hareket ettiğini görürüz. Saltanat rejimi ise; Müslümanların inançlarına ters olarak İslam dünyasının geçmişinde yer almış batıl din ve ideolojilerde güdülen elit ehlileştirmeyi İslam dünyasına dâhil etmiştir, ne yazık ki. Ancak saltanat ideolojisinin; ister iyi örnekleriyle olsun, ister kötü örnekleriyle olsun İslam´ı temsil etmediğini ifade etmek mecburiyetindeyiz. Hıristiyanlıkta Ruhban sınıfın, Yahudilikte Haham diktatöryasının hegemonyası ve tahakkümü nedeniyle insanlar asırlar boyu ezilmiş, kanları dökülmüş ve hatta kanları içilmiştir. Halk ehlileştirilmiş ve sömürülmüştür.

    İdeolojilere gelince; mevta Sovyet Rusya ideolojisi olan sosyalizmin eşitlik teranesi ile “daha eşit elitler” ile “sömürülen geniş halk kitlesi” oluşturduğunu tarih laboratuvarlarında canlı örnek olarak incelemek mümkün. Bugünkü dünyayı sömüren emperyalist ideolojinin, sosyolojik unsurları ve bakış açıları olan kapitalizm ve liberalizm de, aynı davayı farklı muhtevayla gütmekten ileri gitmemekte ve hatta daha acımasız olmaktadır. Ferdiyetçilik üzerine dem vurup, kaba dürtülere nameler okuyarak bencillik telkin etmekte. Halkı, siyasete ve sanata alkışçı ve uygulama arazisi olarak dâhil etmekte. İdeolojik çöküntüsünü; farklı renk(hatta bazen renksizlikle) ve üsluplarla gizlemeye çalışmakta, afyon etkili kavramlarla(misal; çağdaşlık gibi) hayatta kalmaya çabalamaktadır.

    İdeolojilerin karakteristik özelliğinin elit oluşturma alanında kalmadığını, “sosyal uysallığı(konformizm)” hakim kılmaya çalıştığını görüyoruz. Sömürü bu noktadan hareketle işlevsellik kazanmaktadır. O sebeple; konformizm´in ideolojiler üstü bir nitelikte olan yaşam biçimi olduğunu iddia ediyoruz. Konformizm´e karşı da İslami geleneğin öğretilerine kulak vermemiz icap ediyor.

    KONFORMİZM NEREDE YAŞAR?
    Konformizm, zaman ve zemin gözetmeksizin her anımızda dâhil olabileceğimiz alandır. Algılanış biçimi bu noktada mühimdir: “Hoş veya boş vakit geçirmenin emel olduğu; Büyükşehirlerin, büyük saadetlerin cenneti sayıldığı; burada mesut ailelerin emelinin bir otomobil sahibi olmaktan öteye gidemediği ve insanın bütün idealinin, daha müreffeh bir hayat, daima daha geniş bir kazanç sahibi olmak1” olarak algılandığı bir yaşam tarzı olan konformizmin sacayağını oluşturan hususlar şunlardır: Avrupai(ya da amerikan) hayat düsturlarının hâkim kültür olarak benimsendiği, Avrupai üslup, giyim-kuşam ve yaşam ölçütlerinin tartışmasız değer olarak sahiplenildiği, kadınlara yardımcı erkek rolü biçildiği, erkeklere ağırlık ve edepten uzak öğretilerin benimsetildiği, “nasıl yaşarsan yaşa ama sakın sesini çıkarma” kaidesinin benimsetildiği hayat tarzı.

    Dikkat verebilme ve hissiyat duyabilme erdeminden yoksun iseniz, konformist olmuşsunuzdur demektir. Bu hasletlerin varlığı ise anti-konformist olmaya yeterli değildir. Çünkü reddiye yanında iddia getirme ile değer ifade eder. Konformizmin reddiyesini insan oluşumuza(Eşref-i Mahlûkatlığımıza) sahip çıkışla başlatabiliriz: “İnsanın ilk hareketleri nefsinin kıpırdanışlarıdır. Eğer insan ömrü boyunca nefsine ön vererek onun kumandasında yaşamak isterse hayvani bir hayatın mahkûmu olur. İnsan hazları içinde kördür, sağırdır, sarhoştur bu yüzden kimi sefil, kimi haindir.
    İnsanın bu zaaflarını görüp onu zalim bir varlık halinde görmek isteyenler, hislerini kırbaçlar, insanı şuursuz bir hale koyar. Akledenler bu suikastı görenlerdir. Önce hayvaniyetten insanlığa hamle başlatırlar. Ardından aklın da kifayet etmediğini fark edip kalbin rehberliğini keşfederler. Kalp ilahi ilhamın mekânıdır. İlham eden Allah, ilhama muhatap olan ruhtur. Ruh hakkın irşadına kavuşunca, onu taşıyan insan da insanlığına kavuşur2”. Eşref-i Mahlûkat oluş, isyan ahlakı erdemine sahip çıkıştır.

    İSYAN AHLAKI
    İsyan ahlakını gündemimize almamızın sebebi; Merhum Nurettin Topçu´nun diliyle şudur: “…bir kafile, “kimsenin işine karışmadan namuskarane yaşıyorum” diyecek. Başka birisi “gemisini kurtaran kaptan” diye haykırıp geçecek. Bir başkası da “ben ilim adamıyım, öğrenir, öğretirim, başka şey anlamam” deyip övünecek. Nihayet “Allah emrinden ayrılmadıklarını” söyleyen boynuna tespih asılı olanlar ve bunların yanı sıra itaatte selamet bulanlar sizi selamlayacaklardır. Biz bunların hepsine birden diyoruz ki; “dört yanınız düşmanla çevrilidir, bu muhasaranın içinde namuskarane yaşayamazsınız, geminizi kurtaramazsınız, ilminizi kuramazsınız, Allah´a varamazsınız, şerre itaatte asla selamet bulamazsınız! Gözlerinizi açın, müşterek bir saf teşkili zamanıdır. Sizi dört taraftan çeviren düşmanları tanımak istiyor musunuz? Bunların çoğu sizin hayatınıza girmiş, sizin dilinizle konuşuyor, sizin emeğinizle yaşıyor ve bazen de sizin kalbinizde barınıyorlar3”. Her tatminin “yeni bir arzunun hareket noktası” olduğu bu hayatta çağın temel problemi olan hız ve haz tutkunluğuna ve de şiddet şehvet düşkünlüğüne karşı isyan ahlakı bayrağını elde tutarak, uysallık telkin eden tüm etki ve etkenlere karşıt olmayı öneriyoruz. Bir hareketin isyan adını alabilmesi için Topçu´nun ifadesiyle“baş kaldırdığı nizama karşılık, yeni ve zorunlu olarak daha üstün bir nizamın iradesini taşıması” gerekir. Bizim tartışmasız ölçü olarak kabul ettiğimiz İslam, isyan ahlakını öz itibariyle barındırır. Çünkü “Kelime-i Tevhid” isyanın ta kendisidir. Allah´tan başka hiçbir otorite kabul etmemenin adıdır, “La ilahe İllallah”. İsyanın ahlaklı oluşu da bu noktadadır. Sadece ilahi irade karşısında uysallığı kabul edip, kendini ilahi irade pozisyonunda gören ve bunu dayatanlara karşı isyan etmektir. Bütün Peygamberler bunu yapmış ve bunu tebliğ etmiştir. “Allah´tan başka ilah yok deyin, kurtulun” ifadesi bu manada karşılık bulur. “Allahsız ne gerçek ahlak olur ne de gerçek anlamda isyan” diyen; Topçu: “İsyanın tefekkür şümullü manasını bilemeyenler onu bozgunculukla hatta eşkıyalıkla bir tutuyor” diyor. Ve anarşizmi de uysallığı da ret etme adına İsyan ahlakına sahip çıkmayı telkin ederek, bencil fertçiliğe, elit ve ehlileştirme adına vurgu yapan cemiyetçiliğe karşı şahsiyet sahibi olmanın önemini ifade etmektedir.

    KADİRŞİNAS İTAATSİZLİK VE ŞAHSİYETÇİLİK
    “Kişinin felaketi; istediği sayıda dosta kavuşamamasında değil, düşman olunamayacak kadar silik bir hayat çizgisi takip edişindedir” diyen Şair İsmet Özel, “kadirşinas itaatsizlikten” de bahseder. İtaatsizliğin kadirşinas oluşu, isyanın ahlaklı oluşu gibidir. “Ey iman edenler! Allaha itaat edin, Peygambere de itaat edin ve sizden olan emir sahibine de itaat edin4.” Emrine riayet ederek, Allah´a isyan olan yerde itaat yoktur düsturu ile hareket etmektir. “En büyük cihat zalim hükümdara hakkı söylemek” olduğunun şuuru ile hareket edip, “kötülüğü en güzel şekilde gidermek” adına susmamak, onurlu ve dik durmaktır. Kadirşinas itaatsizlik, şahsiyet sahibi olmakla mümkündür. Silik, ezik, söylediğini bilmeyen, bilmediğini söyleyen, egoist duygularla hareket eden, ehlileştirme derdi güdenler kadirşinas itaatsizliği de, itaatin ne demek olduğunu anlamazlar, bilmezler. Mümini güçlü yapan, şahsiyet sahibi oluşudur. İslam şahsiyetini benimseyişidir. Hz. Muhammed (s.a.v.)´i, ehlini, ashabını ve onları takip eden şahsiyet sahibi değerli İslam önderlerini model olarak alıştır, İslam şahsiyetçiliği. Başkasına, başka olmayı telkin edene isyan, kadirşinas itaatsizlik göstermekle olur. Kadirşinas itaatsizlik; “hem sosyal uysallığın, hem anarşist ferdiyetçiliğin; hem toplumun ve hem de inançsız ferdin üstüne yükseltecektir” bizi. İnançsızlık ferdiyetçilikten, tabiat âleminde Allah´ın hareketini gerçekleştirmeğe yönelen bir şahsiyetçiliğe götürecektir5” bizi.

    Dipnotlar:
    1) Nurettin Topçu, Yarınki Türkiye
    2) Nurettin Topçu, İslam ve insan
    3) Nurettin Topçu, Yarınki Türkiye
    4) Nisa,59
    5) Nurettin Topçu, İsyan Ahlakı



    --------------------------------------------------------------------------------
    İSYANIMIZ VAR AMA SALYA AKITAN DEĞİL
    “Anarşist, isyanın formüllerini mantıki bir akıl yürütme ile elde etmeye çalışır1”. Uysallıkta his dolu hareketlerin görüntü sarhoşluğuna aldanmak vardır. İsyan ahlakı ise; aklın ve kalbin olması gerektiği kadar etki etmesine müsaade eder. İsyan ahlakı bu karakteriyle, anarşistlerin isyanından ayrılır ve farklı bir çehreye bürünür. Ferdi bencillikten sıyrılan isyan ahlakı; hak ve adaleti esas almasından ötürü, salya akıtan bir isyan değildir. Şahsiyetçiliği ve onurlu duruşu temsil ettiğinden ahlaki yapısı vardır. Bizim duruşumuzdaki isyan, sadist kâfirleri hakir gördüğümüzün ifadesidir. Batmak üzere olan geminin vals müzikleriyle dikkatinin dağıtılmasınadır. Yola “yolmaya devam” ederek gidenleredir. Hamasi duyguların esiri, kendini beğenmiş ve özeleştiri yapamayanlaradır.

    Yeniden daha güçlü ve dik bir ülkenin özlemini duyduğumuz, selim akıl ve selim kalple olaylara yaklaşabilen yeni insan modelini beklediğimiz bir dönemde her şeyi nitelikten uzaklaştıran konformizm illetine isyan ediyoruz. “Uymazsa eyyam bana ben uyarım eyyama” diyenlere isyan ediyoruz. Rantçı, güç unsurlarını baskı aracı olarak gören, yetimin hakkını alacağım diye türeyip, herkesin hakkını zalim güruha teslim edenlere isyan ediyoruz. Duruşumuz ve duyuşumuzla hareket edip, sağa ve sola kapılmadan, kişisel çıkarlara alet olmadan, menfaatperestlerin iğrenç telkinlerine aldanmadan dosdoğru yürüyebilmenin derdini taşıyoruz. İşte isyan ahlakı budur. İşte dik durma erdemi budur. Zalimlere ve boyunduruğu altına alıp kullandıklarına meyletmeme budur. İçinde zerre kadar var olan ihlâsın kurtuluşuna vesile olmasını temenni eden, her daim doğru ve faydalı olanda sebat etme onurunu sergileyen duruş budur:“İsyan çünkü duvarları insan ördü. Doğadan mı korktu ki, kendini betonla kapattı? Doğaya ait olduğunu unuttuğu için isyan ediyoruz. İsyan, çünkü seçmiyoruz hep katlanıyoruz. İsyan, çünkü ayağa kalkmak için ne bekliyoruz? İsyan, çünkü bize bıraktıkları tek şey…2” diyoruz.

    Ne mutlu ki; isyan edebilecek erdeme sahibiz. Aklımızı ve kalbimizi duyabiliyoruz. Nitelikten uzak kalabalıklara, içinde his taşımayanlara, sözünde durmayanlara, yanlışa beklentiler adına “evet” diyenlere meyletmiyoruz. Beklentiler adına değil ümitler adına isyan ediyoruz ve etmeliyiz.

    İsmail Şakıma

      Forum Saati Salı Eyl. 25, 2018 4:07 am